Etiketlenmiş Yazılar ‘doğum hikayeleri’

      Ne zamandır aklımda, okuyucularımla doğum hikâyemi paylaşayım diyorum, ama bir türlü elim varmıyor yazmaya… Hem üşengeçlikten, hem de sebepsiz ve komik bir çeşit muhafazakârlıktan herhalde… Sanki bloğumu okuyanlar sokakta beni parmakla gösterip ‘Aaa, şöyle şöyle doğuran kadın!’ diyecekler! Şaka bir yana, tıpkı süt hikâyemi bir türlü yazamadığım gibi, insanın yaşanmışlıklarının üzerinden belli bir süre geçmesi gerekiyor demek ki; objektif bir şekilde düşünüp, yazıya dökebilmesi için… E madem ikinci bebiş yolda, canım kızım da 19 aylık olmuş; insanlarla anılarımı, tecrübelerimi paylaşarak onlara yardımcı olmayı dilediğim bir bloğum da var, o zaman asılmalı klavyeye…

DOĞUM KORKUSU VE ÖDLEK KIZ

      Efendim, sadede gelmeden çok önce, kendimle ilgili biraz bilgi vereyim istedim sizlere. Bilin ki nasıl ödlek ve korkak, nasıl çıtkırıldım biri olduğumu; bu yaşadıklarımı canı sert ve cesur bir kadının anıları olarak görmeyin… ‘O bile bunları yapabilmişse!’ diye düşünmenizi istiyorum yazının sonunda…

      Parmağına kıymık batsa, kıyamet kopacak zanneden, acıya dayanıksız, canı çok mu çok tatlı tipler vardır ya, öyle biriydim ben de. Geçmiş zaman kullandığıma bakmayın, can çıkar, huy çıkmaz derler… Öyle ki sevgili sabır abidesi diş hekimim Mahir Bey’in benden neler çektiğini bir ben bilirim, bir de Allah bilir. Bana hastalarını korkutup kaçırmamam için genelde son randevuları verir :) Aslında eli çok hafiftir ve canımı yakmaz, ama benim asıl derdim hissettiğim acıdan ziyade, acı hissetme ihtimalinin varlığıdır.  Elimde değil, saatlerce nazlanır, mızıldar, en etkili iğneyi (adını vermiyorum), önce sprey, sonra iğneyi elde ısıtma seremonisiyle yaptırır, adamı bu mesleği seçtiğine bir kez daha pişman eder ve bin bir teşekkürle ayrılırım yanından…

Yazının Devamını Oku »

doğal doğum       Bugün bir doğum hikâyesi yazacağım. Arkadaşım Tuğba’nın yakışıklı miniği Asil İsa’yı dünyaya getirme hikâyesini… Tuğba benim komşum ve apartmanımızın yöneticisi. 88 doğumlu, bıcır bıcır genç bir anne. Doğum hikâyesi oldukça ilginç ve O’nu tanıyan pek çok insana göre kahramanca! Ben anlatayım, öyle olup olmadığına siz karar verin:

      Hamile olduğum dönemde Tuğba’yla her karşılaştığımızda bana ‘Normal doğum yapacaksın değil mi?’ diye sorardı. Öyle olmasını istediğimi söylediğimde de’ Epidural falan yaptırma sakın!’ diye tembihlerdi. Ben de’ Bekâra boşanmak kolay herhalde…’ diye düşünürdüm açıkçası. Birçok arkadaşım bekârken, yeni evliyken, hatta hamileliğinin ilk dönemlerinde normal doğumu savunuyorken; nedense doğum yaklaştıkça fikir değiştiriveriyorlar, korkuyorlar, ya da doktorlarının önerisiyle sezaryende karar kılıyorlardı. İtiraf etmeliyim ki, Tuğbiş için de aynı şeyi düşünmüştüm. Nasılsa hamile kaldığında fikir değiştirirdi. Üstelik bu zamanda normal doğum yapma konusunda kararlı olan anne adaylarının bile sezaryene mecbur bırakıldıklarını düşünmüş, Tuğba’nın hamile kaldığında normal doğum sürecini destekleyecek doktor bulmasının bile düşük bir ihtimal olduğunu varsaymıştım. Öyle ya, Tuğba normal doğum konusunda kararlılığını koruyup, cesaretini kaybetmese bile, bebek ters gelebilirdi, kalp atışları zayıflayabilirdi, boynuna kordon dolanabilirdi, suyu azalabilirdi… Olasılık listesi uzun. Olabilirdi de olabilirdi yani…

Yazının Devamını Oku »